Osman Bey 1302 yılından sonra yaklaşık altı yıl kadar seferlere ara vermiştir. Bunun sebepleri arasında fethettiği yerlerde teşkilatını kurmak, imar faaliyetlerinde bulunmak ve çıkabilecek bir Moğol tehlikesine karşı hazırlıklı olmak sayılabilir. Teşkilât ve İmar faaliyetleri ile bir kaç sene geçince gaziler duydukları sabırsızlıkla, asil yaratılışlı Hünkar'a başvurup:
"Yüce Rabbimize hamd olsun ki, kereminin ve iyiliğinin eseri, senin gibi zaferleri kendine gölge edinen bir padişahı şahlık tahtına oturtup, İslâm sancaklarını adı güzel sultanımızın gayretleri bereketiyle dimdik ayakta tutmaktadır. Fitne ve fesadın gözünü de düşmanın kara bahtı gibi körletmiş bulunmaktadır. Hangi yöne yönelsek yüceliğine son olmayan şanlı padişahın yardımı bizi karşılıyor. Bu durumda kılıçlarımızın kında yatması, istirahatta olan ayaklarımızın hizmet özengisine basmaması layık değildir. Yollan aşacak, ülkeler açacak güçlere sahip olan bize, padişahımızın izniyle ve duasıyla bir baştan bir başa at koşturmak Rabbi-mizin ism-i şerifini dört yana duyurmak gerekir", demişlerdi.
Osman Gazi yapılan fetihler sonunda rahatlıkları ve zenginlikleri artan askerlerinin savaşa ve cihada böyle gönülden istekli oluşlarından pek çok sevinmiş hayranlık duymuştu.
1308 yılı Osman Gazi ve yoldaşları için yeni bir fetih hamlesinin başlangıcı oldu. Osmanlılar öncelikle İznik-İzmit yolu üzerinde İznik'in en mühim ileri karakolu sayılan Karahisar (Trikokiya)'ı ele geçirdiler. Buraya yerleştirilen mühim bir kuvvetle İznik sıkış¬tırılmaya başlandı.
1313 yılı ise gazileri sevince gark eden bir olayla başladı. Osman Gâzi'nin eski dostu Harmankaya hakimi Köse Mihal gele¬rek İslamiyet'i kabul ettiğini bildirdi ve hizmete girdi.
Osman Gazi Eskişehir tekfuru ile beraber hareket eden Köse Mihal'i bir çarpışmada esir etmişti. Onun yiğit ve mert hareket¬lerini görünce; "Elinde kuvvet varken bir kimse birini bağışlarsa Allahü teâlâ da onu bu yüzden zor gününde affeder", hadisi şeri¬fine uyarak serbest bırakmıştı.
Mihal Bey, Osman Gâzi'nin bu iyiliğini unutmayarak onu düş¬manlarının pek çok tuzaklarından haberdar etti. Çeşitli seferlerde ordularına öncülük yaptı. Gaziler 1313 yılında Osman Bey'e gelerek; "Han gazimiz... Elhamdülillah, İslâm galip, düşman mağluptur. Çünkü senin gibi, gayretli bir Han'ımız vardır. Şimdiden gem durmak caiz değildir. Cihada çıkalım, şu illeri hep İslâm'a katalım", diyerek fetih arzu-lannı belirtmişlerdi.
Osman Gazi de; "Yiğitler! Haklısınız... Cenab-ı Hak bizlere, gazilik nasip eyledi. Allahü tealaya şükredip, O'nun dinini yüceltmek ve yaymak boynumuza borçtur. Ve lakin bu yörelerin kılavuzu Köse Mihal'dir."
-Öyledir Hânımız.
-Öyleyse Mihal'i çağıralım. İslama ve gazaya davet edelim, dedi.
Haberciler gidedursun Köse Mihal de yoldaşlarıyla Osman Gazi katına gelmekteydi. Nice cins atlar, iyi kılıçlar, değerli şallar ile huzura çıktı. Osman Gâzi'ye samimi bir dille hitap ederek:
Bilirsin bir mülkte serdâr idim ben Kötü inanışh bir kimseydim ben
Geçen bir gece gördüm düşümde Fahr-i alem gelmişti eshâbı ile
Hidayet erdi çün anı görürem Düşüp ayağına yüzüm sürürem
Düşümde bana telkin etti imân Kodum küfrü hemen oldum Müslüman
Hem bana Abdullah diye hitap etti Ne şereftir bu adı Resûlullah verdi
Bana kim eyledi telkin-İ İslâm Sizin evsâfınızı etti i'lam
Bugünkü gün için eydür varastn Filan sahrada hayli er göresin
Aralanndadır Osman Gazi Ona asker olup eyle niyazı
Onun nesli cümle sultan olusar Cihan mülküne bir bir han olusar
Senin neslin dahi onlara katıla Gazalar ideler İslâm açıla
Akınlar salalar Kıpçak ve Rus'a Gazalar eyleyeler Üngürus'a (Macaristan)
Ana kul ol ki ere sana İzzet Anun nesliyle neslin bula devlet
Düşümden uyanıp mesrur oldum Ziyayı din ile pür-nûr oldum
Bana sen dahi et telkin-i iman Olam zahirde şer' üzere Müslüman
Bu sözler üzerine Osman Gazi ona kelime-i şahadeti bildirdi. O da tekrar etti. Beyler, paşalar, asker bu hadiseden büyük sevinç duydular.
Gazi Mihal bundan sonra Osman Bey ile birlikte bütün sefer¬lere katıldı. Pek çok yararlık ve kahramanlıklar gösterdi. Bur-sa'nın fethinde de bulunan Gazi Mihal'in vefat tarihi bilinmemektedir. Türbesi Mihalgâzi nahiyesinin Ermeni köyü yanındadır. Osmanlı tarihlerinde XVI. asır sonlarına kadar etkin faaliyeti görülen Mihallı akıncıları Gazi Mihal Bey'in oğullan ve torunlarıdır.