
21 Ekim 1993'te Siirt'in Baykan İlçesi'ne bağlı Derince Mezrası'nda yaşanan katliamda PKK’lı teröristler 1 erkek, 8 kadın ve 13 çocuğu öldürmüştü. PKK kurşunlarına hedef olan çocuklardan biri de bu resimde görülen kundaktaki bebekti.
18 yıl sonra birkaç ay önce daha yeni doğmuş bir bebek annesinin karnında PKK vahşetiyle tanıştı. (18 yıllık sürede bir çok bebeğin ve çocuğun başına aynı şey geldi) 8 aylık hamile Mizgin Doru teröristlerin saldırısının ardından hayatını kaybederken doktorlar bebeğini doğurtmayı başardı. Ancak küçük bebeğin ömrü ne yazık ki sadece bir gün sürdü. Annesinin aldığı yaraların etkisiyle o da bir gün sonra hayata gözlerini yumdu.
Peki, yakalanan ya da kendi isteği ile örgütten kaçan kadın teröristlerin ifadelerinden öğreniyoruz ki, örgütün içinde tecavüz olayları sıklıkla yaşanıyor.
23 yaşındaki E.S, 4 Şubat 2011’de tutuklandı. Cezaevinde hamile olduğu ortaya çıktı. Örgüt sorguladı. Baskıya dayanamadı ve gerçeği anlattı. Bir PKK yöneticisi kendisine tecavüz etmişti. Ancak ismi öğrenen örgüt olayın kapatılması talimatı verdi. Genç kadın, doğum raporu için bile o ismi söyleyemedi.
Terör örgütü PKK'nın gençlik yapılanması Demokratik Yurtsever Gençlik Meclisi (DYGM) Batman sorumlusu E.S.'nin başına gelenler PKK'nın gerçek yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi. PKK adına gösterdiği faaliyetler gerekçesiyle 4 Şubat 2011 günü tutuklanan 23 yaşındaki E.S. sevk edildiği Siirt E Tipi cezaevinde bir çocuk dünyaya getirdi. Ancak cezaevindeki doğumun hikayesi tecavüze uğrayan bir kadının dramını gün yüzüne çıkartırken, PKK'daki ahlaki çöküntüyü de ortaya koydu.
TERÖRİSTLER CEZAEVİNDE SORGULADI
Cezaevindeki teröristler, bekar olduğunu bildikleri E.S.'yi sorgulayarak kimden hamile kaldığını açıklaması için baskı yapmaya başladı. Bu baskılara direnemeyen E.S, üst düzey bir PKK'lının ismini verdi.
TECAVÜZCÜ PKK'LI YÖNETİCİ ÇIKINCA
Ancak sorguyu yapan örgüt üyeleri tecavüz olayının duyulmaması ve tecavüz edenin üst düzey bir PKK'lı olması nedeniyle olayın kapatılmasını kararlaştırdı. Ayrıca E.S.'ye dünyaya getireceği çocuğun babası olan PKK yöneticisinin ismini hastane ve cezaevi yönetimine söylememesi için de baskıda bulundu.
BEBEĞİN KAYIT İŞLEMİ YAPILAMADI
E.S. için esas dram 13 Ağustos 2011'de doğumu gerçekleştirdiği Siirt Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde yaşandı. Hastane görevlileri E.S'ye çocuğun babasının adını sordu. Ancak alınan örgüt kararına uymak zorunda kalan talihsiz genç kadın, çocuğunun babasının adını söyleyemedi. Bunun üzerine hastane görevlileri tarafından Doğum Kayıt Defteri'nde "Kocasının Adı Soyadı Mesleği" bölümüne "Hasta söylemek istemedi" notu düşüldü. E.S'nin dünyaya getirdiği çocuğun nüfus kayıt işlemi yapılmadan Siirt Cezaevi'nde bakımına devam edildi
KADIN GAZETECİYE BİLE TECAVÜZ ETTİLER
18 yaşında katıldığı terör örgütünden 3 yıl önce kaçan 'Polin' kod adlı terörist, kadın gözüyle dağı anlatmıştı.
'Polin' Mersin'de doğmuş. Mardinli bir aşirete mensup. Okula gönderilmemiş. Erkek arkadaşının teklifiyle Kandil'e çıkan genç kız iki ayda okuma yazma öğrenmiş. Bir süre örgütün basın-yayın biriminde çalışmış. Polis dağa çıkış öyküsünü ve orada yaşadıklarını şöyle özetlemişti:
“Erkek arkadaşımın teklifi üzerine Türkiye'den ayrıldım, ailemle iletişimi koparttım. İran'a gittik. Küçük bir gruba katılıp ideoloji eğitimi aldım.
ORADA BIRAKIP GİTTİ
Grupta tek kadın bendim. Erkek arkadaşım bırakıp gitti. Tek başıma kaldığımda adapte olmaya çalıştım ama başarılı olamadım. Beni işe yaramaz olarak görüyorlardı. Daha sonra Kandil'e, büyük bir grubun içine yolladılar. Orada daha fazla kadın vardı. Yaş ortalamamız düşüktü. 13-14 yaşında kız arkadaşlarım vardı. Okuma yazmayı öğrendim. Örgütün gazeteciliğini yapmaya başladım. Kadının yerini, silahlanmasını konu eden yayınlarda görev yaptım. Bazen köylere iner röportajlar yapardım.
ÖLÜMLERE ÜZÜLDÜM
Çok fazla iletişim kurmazdık. Bir kadının erkeklerle konuşması hoş karşılanmazdı. Jeneratörle çalışan bir televizyonumuz vardı. Günde bir kez haber saatinde televizyonu açardık. Örgütten biri öldüğünde de bir asker öldüğünde de aynı acıyı yaşadım. Çünkü gerçek suçlu onlar değildi. Kuralları belirlenmiş bir oyunun içinde kaybolmuş hayatlardık.
45 GÜN HAPİS YATTIM
Abdullah Öcalan'ın aleyhinde konuşmalar yapınca tutukladılar. 45 gün hapis yattım. Soruşturmamı bizzat Karayılan yürüttü. Üst düzey yöneticilerle sık sık karşılaşıyordum. Hep problem çıkardığım için çok soruşturmam oldu. İşkencelere maruz kaldım.
GERİ DÖNEMEZDİM
Korkusuzluğumu hem kendime hem çevreme ispatlamak için mücadele içerisindeydim. İlk darbeyi tecavüze uğrayarak aldım. O an sanki uçurumdan düşmüştüm. 6 ay adeta bitkisel hayat yaşadım. Geri dönmek istedim, imkansızdı, töre vardı. Bu halde aileme dönemezdim. Dağda PKK'nın, şehirde törenin korkusunu yaşadım
İNTİHARA SÜRÜKLENDİ
Ortadoğu'da bir kadınsan, yaşamanla ölmen arasında fark yok. Dağda 14 yaşındaki bir arkadaşım bir erkekle konuştu diye intihara sürüklediler. Gözlerimin önünde tüfeğiyle kendisini vurdu. Sabaha kadar can veremedi. Yüzü gözümün önünden gitmiyor. İnlemelerini, 'Ne olur beni vur' diye yalvarışını unutamıyorum.'
SON NEFES İÇİN SUYA ATLADIM
Bir gün röportaj için bir köye gittim. Irak'ta Süleymaniye Karakolu'na teslim oldum. Örgütten geldiler. Karakoldakiler onlara vermedi. Çıkabilmem için bir tanıdığın teslim alması gerekiyordu. Bir arkadaşım beni aldı. Irak'ta bir ailenin yanına yerleştirdi. 2 yıl orada yaşadım. Çalıştım. Formalite evlilik yaptım. Ama 6 ay dayanabildim. 12 yılın sonunda ailemi aradım. Beni öldü zannediyorlarmış. Önce inanmadılar. Dedem almaya geldi fakat Irak'tan çıkışım zordu. Yakalanırsam bir ömür hücre cezası alacaktım. Kendimi Zap Suyu'na attım. 'Son bir nefesim dahi kalsa onu ailemin yanında vereceğim' diyerek suyu geçtim, ülkeme ulaştım."
Polin ve E.S., dağda tecavüz gerçeğini bizzat yaşayan ve hiçbir kadının kabullenemeyeceği acılarla karşı karşıya bırakılmış iki yitik hayat…
Peki ya isimlerinden, yaşadıklarından hiç haberdar olmadığımız yüzlercesi?
Peki, bu tecavüzlerin sonucu dağda dünyaya gelen masum bebekler ne oluyor dersiniz? Teröristlerin bir aile hayatı olmadığına göre ve kendi ifadelerine göre aile kavramına karşı olduklarına göre, o masumların kaderi de bu yazının başında gizli sanırız.
Bırakın kimliği, bir adı dahi olmayan yüzlerce yitik can, hiç başlamadan 'bitirilmiş' hikayeleriyle birlikte dağlarda yatıyor olmalı.
